Skip to content

süleyman'ın online defteri

objektif gözlemler, subjektif yorumlar, enteresan tespitler

Menu
  • Anasayfa
  • Ciddi Yazılar
  • Anılar
  • İngiltere ve Göçmenlik
  • Tespitler
  • Hakkımda
Menu

Üç Dil Bir Nesil

Posted on September 4, 2025October 5, 2025 by suleyman

Nesillere bir takım isimler verilir. Benim dahil olduğum kuşak genelde Y kusağı olarak bilinir. Aslında X kuşağı trenin son vagonla mı yetiştim, ondan da çok emin değilim. Ancak şunu biliyorum ki biz bizden önceki birkaç kuşağa kıyasla arada kalmış bir nesiliz. “Dünyanın berbat zamanına denk geldik” gibi şükürsüz bir laf etmeyeceğim. Birincisi dünya çok daha kötüsünü gördü, en güzel %1’de olduğumuzdan eminim. Hatta erken gençliğimizin yaşandığı 2000 li yıllar Türkiye’nin altın çağıydı. Boğaziçi Üniversitesi tarihinin belki de en güzel zamanlarında Boğaziçi Üniversitesi’nde bulundum. Bu bile başlı başına bir şans, bir lütuftur. Buna karşın, nesil olarak arada kalmışlığımızı bir kenara atamayız.

Mesela bizim nesillerde arkadaşlıklar, benden beş yaş büyük neslin arkadaşlıklarına göre daha zayıftır. Enteresan bir şekilde ben benden beş-on yaş büyük insanlarla daha iyi anlaşıyorum. Onlarla kurduğum arkadaşlık bana daha sıcak, daha samimi geliyor. O bakımdan X kuşağının da bir uzantısı sayılabiliriz. Buna karşın, Z kuşağı gibi enteresan bir kuşağa giden yolun başlangıcı da yine bizim kuşaklar da atıldı.

Ancak şu bir hakikat ki, bizden öncekilerin sahip olduğu pek çok şeyi gördük ancak onlara ulaşamadan elimizden gitti. Neredeyse her zaman, biz gençken var olan pek çok imkanın içi boşaltılmış bir versiyonuna ulaşıyoruz. Benim babamların zamanında, insanlar emekli maaşlarıyla bir daire satın alabilirdi. Ortalama karı-koca memur bir aile, rahatlıkla küçük bir şehirde bir hatta iki ev alabilirdi. Bugün emekli ikramiyesi ile bir dairenin peşinatını bile yapmak mümkün değil. Biz emekli olana kadar gerçekten emeklilik diye bir şey var olacak mı, ondan da çok emin değilim. Hatta bu Türkiye özelinde de değil, şu an ben Birleşik Krallık’ın en büyük şirketlerinin birinde teknik bir pozisyondayım. Orada 20 yıldır çalışmakta olan iş arkadaşlarım var ve onlardan duyduğum hikayelerle benim tecrübem arasında dağlar kadar fark var. Mesela onlar, uzun yıllar önceki Noel etkinliklerinde, ünlü futbolcuların, Formula 1 pilotlarının meşale yaktığını anlatıyorlar. Ancak şu an hesabı bizim ödediğimiz uyduruk bir pubda yedigimiz bir hamburger ve iki biradan ibaret. Geçen sene, baskılara dayanamayan departman yönetim, uyduruk da olsa bir parti organize etmek zorunda kaldı.

Şimdi gelelim yazının başlığına verdiğim üç dil bir nesil konusuna. Biz okul kapanınca üç kardeş Malatya merkezdeki evimizden çıkar derhal köye, anneannemle dedemin yanına giderdik. Okullar açılmadan kısa bir süre önce geri gelirdik. çocukluğumun ciddi bir bölümü köyde geçti ve köyde herkes gündelik hayatta Kürtçe konuşurdu. Haliyle ben de Kürtçeyi herhangi bir ekstra çaba sarf etmeksizin öğrendim; eksiksiz olarak anlarım ve akıcı bir şekilde konuşurum. Kürtçe benim tam olarak anadilim sayılamaz, zira annem bizimle Türkçe konuşurdu, nadiren Kürtçe konuşurduk. Babamla hayatım boyunca konuştuğum bütün Kürtçe 10 dakikayı geçmez. O bakımdan Kürtçe, benim ana dilim değil, nine dilimdir. Yazı dili olarak kullanmadım, yani Kürtçe yazılmış makale, dergi, gazete okumadım. O bakımdan çok sınırlı bir dağarcık ile gündelik diyaloglar, şarkı, türkü ve tarih öncesinden kalma hikayelerde geçen kelimelerle sınırlı bir kelime hazinem var. Ancak yine de L1 (native) seviyesinde bildiğim bir dildir.

İngilizce olan ilişkim Boğaziçi Üniversitesi’nde başladı. Kısa sürede okuma ve yazma işlerimin ciddi bir bölümünü İngilizce’ye taşımıştım. Ancak İngilizcenin gündelik hayatıma asıl girişi, bundan sekiz yıl önce İngiltere’ye yerleşmemle oldu. Oğlum Ali, daha iki yaşında bile değildi. Kendisi her ne kadar Türkçeyi kusursuz olarak anlıyor ve konuşuyor olsa da asli dilinin İngilizce olmaya başladığını görüyorum. Ancak biz halen evin içinde Türkçe konuşuyoruz, fakat Ali benimle çoğu zaman İngilizce konuşmayı tercih ediyor. Özellikle bazı teknik konuları anlatırken İngilizce olarak kendini daha iyi ifade ediyor.

Şimdi bu söylediklerimin hepsini bir yere bağlayacak olursak, biz ne kuşağıyız bilmiyorum ama şunu biliyorum dedesiyle (ve kısmen annesiyle) Kürtçe, eşiyle Türkçe, çocuğuyla İngilizce konuşan bir kuşağa denk geldim. O tarafı da biliyorum, bu tarafı da biliyorum. Osmanlı devrinden kalma insanlarla tanışıp, onlarla sohbet etme fırsatım da oldu, yapay zeka uygulamaları da yazdım. Tarihin şu ana kadar en hızlı aktığı şu günlerin birbirinden çok farklı uçlarını görme şansım oldu.

Şarktadır bir ayağımız, garbin kalbinde olsa da biri.

Greenwich Rasathanesi Sıfır Meridyeninin üzerindeyim. Bir ayağım doğu yarım kürede, biri batı.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

  • Anılar
  • Ciddi Yazılar
  • Coğrafya
  • Diller
  • İngiltere ve Göçmenlik
  • Konu Dışı
  • Müzikoloji
  • Tespitler

Görülesi Siteler

  • Ali Cihan
  • Coding and Beyond
  • Hatayi

adalar araba arkeoloji birleşik krallık büyükada coğrafya dil dilbilim dizi dünyayı gezmek eleştiri gözlem gündelik hayat haberler ingiltere internet itü iş dünyası komplo teorisi malatya mp3 müze müzik müzikoloji osmanlıca politika rüya sinema tarihi eser tavsiye tespitler türkiye haritası şehir

©2026 süleyman'ın online defteri | Built using WordPress and Responsive Blogily theme by Superb