Geçenlerde bir yerde, Birleşik Krallık’ta maaş meselesi üzerine konuşan birilerine denk geldim. Konu aslında basit gibi görünüyor ama Türkiye’den gelen birinin kafasını en hızlı karıştıran şeylerden biridir bu. Çünkü Türkiye’de maaş dediğimiz vakit herkesin aklına neredeyse otomatik olarak “aylık net” yani ayın sonunda banka hesabında kaç para olacağı gelir. İngiltere’de ise aynı refleksle düşünemezsiniz. Burada maaşın hesabı da pazarlığı da tanımı da çok farklıdır. Bu yazıda bunun detaylarına girmek istedim.
Burada maaş pazarlığı istisnasız her koşulda yıllık brüt ücret üzerinden yapılır. Yani yılda kaç para hak edeceksiniz, o söylenir. Yani Kral’ın kullarından biri size “30 bin pound alıyorum” diyorlarsa, bunun istisnasız ve tek anlamı “yıllık brüt £30,000″dur. Yani devletin alacağı vergi, National Insurance, varsa emeklilik kesintisi, varsa student loan, yanlış tax code, emergency tax, bonus, önceki işinizden kalan vergi durumu falan henüz işin içine girmemiş rakamdır bu. Bu yüzden İngiltere’de bir iş görüşmesinde “ayda elime ne geçer?” diye sormak biraz Türkiye’den taşınmış bir alışkanlıktır ve sizi fena halde yanıltabilir. Karşı taraf bunu kaba bulduğu için değil, sizin durumunuzu bilemeyeceği için net bir cevap veremez. Hatta aynı şirkette, aynı pozisyonda çalışan, aynı brüt maaşı alan iki kişinin ay sonunda eline geçen para bile birebir aynı olmayabilir.
Bunun temel sebebi şudur: İngiltere’de gelir vergisi mantığı yıllık çalışır. Vergi yılı bizim alıştığımız gibi 1 Ocak’ta başlayıp 31 Aralık’ta bitmez. 6 Nisan’da başlar, ertesi yıl 5 Nisan’da biter. Mesela 2026/27 vergi yılı dediğimiz şey 6 Nisan 2026 ile 5 Nisan 2027 arasıdır. Bu garip tarih seçiminin arkasında tarihi birtakım sebepler var ama o konuya girersek maaş yazısından çıkıp Britanya bürokrasisinin enteresanlıkları yazısına geçmiş oluruz.
2026 rakamları için konuşacak olursak, standart durumda ilk £12,570 gelir vergisinden muaftır. Buna Personal Allowance denir, yani devletin hiçbir şekilde vergi almadığı bir tutardır. Yani yılda £12,570’a kadar kazandığınız para için gelir vergisi ödemezsiniz. Bunun üzerindeki kısım kademeli olarak vergilenir. İngiltere, Galler ve Kuzey İrlanda için 2026/27 itibarıyla £12,570’tan £50,270’a kadar olan gelir bandı %20, £50,270’tan £125,140’a kadar olan band %40, bunun üzeri ise %45 gelir vergisine tabidir. İskoçya’da ise ayrı bir gelir vergisi sistemi vardır, orada dilimler daha parçalıdır. Dolayısıyla “UK’de vergi kaç?” sorusu bile aslında ilk bakışta sanıldığı kadar masum bir soru değildir. UK’nin neresinde, hangi statüde, hangi gelirle, hangi tax code ile çalıştığınıza göre cevap değişir. Birleşik Krallık içindeki ülkelerin nasıl organize olduğunu merak ediyorsanız Birleşik Krallık Neresidir? başlıklı yazıma bakabilirsiniz.
Bir de Income Tax dışında National Insurance vardır. Bu, teknik olarak gelir vergisi değildir ama maaşınızdan kesilir ve net maaşı ciddi biçimde etkiler, Türkiye’deki SGK kesintisine karşılık gelir. Çalışanların çoğu için yıllık £12,570’a kadar National Insurance ödemezsiniz. Bunun üzerindeki kısım belli bir yere kadar yüzde 8, daha yüksek gelirlerde ise yüzde 2 oranında kesilir. Türkiye’den gelenlerin ilk şaşırdığı yerlerden biri burasıdır. Çünkü insan kafasında “tamam gelir vergisini düştüm, neti buldum” diye düşünüyor. Sonra bordroda bir de National Insurance görünce devletin masaya ikinci tabakla geldiğini fark ediyor.
Fakat burada Türkiye ile İngiltere arasındaki farkı sadece “oranlar farklı” diye anlamamak lazım. Asıl fark, konuşma biçiminde. Türkiye’de insanlar maaşı hayatın içinden konuşur. Ayda ne yatıyor? Kira kaç? Market kaç? Arabaya ne gidiyor? İngiltere’de maaş, önce sistemin içinden konuşulur. Annual salary, gross pay, tax year, tax code, pension contribution, PAYE, National Insurance. Yani aynı mesele, iki ülkede iki ayrı dilde ifade edilir. Birinde evin mutfağından başlanır, diğerinde bordronun en üst satırından.
Burada konuyu bilmeyenlerin yaptığı bir diğer hata da, yıllık brüt rakamı on ikiye bölüp kendinizi zengin hissetmektir. £36,000 maaş teklif edildi diyelim. Bunu on ikiye böldüğünüzde £3,000 eder. Türkiye alışkanlığıyla insanın zihninde “ayda üç bin pound” diye bir rakam belirir. Halbuki o paranın hepsi size ait değildir. Devlet daha sizin bankanız görmeden kendi payını alır. Emeklilik kesintisi de çoğu zaman otomatik olarak girer. Sonra siz £3,000 beklerken hesabınıza daha düşük bir rakam yatar ve İngiltere’ye dair ilk hayal kırıklıklarından biri sessizce yaşanır.
Peki ayda elinize geçecek para kolayca nasıl hesaplanır? Bunun için benim pratikte kullandığım kaba bir formül var:
Kafadan Hesaplama Formülü
Yıllık brüt maaşa £10,000 ekle, çıkan rakamı 20’ye böl.
Mesela size £30,000 maaş teklif edildi. 30 binin üzerine 10 bin ekliyorsunuz, 40 bin ediyor. 40 bini 20’ye bölüyorsunuz, 2 bin çıkıyor. Yani ayda elinize yaklaşık £2,000 geçer diye düşünebilirsiniz.
Ancak şunu unutmayın. Bu asla ve kat’a bir muhasebe hesabı değildir. Kimse bu formülle bordro hazırlamaz. Ama kafadan hızlıca “bu maaşla ayda eve kaç para götürürüm?” sorusuna cevap vermek için gayet işe yarar. Özellikle orta gelir bandında çok küçük bir sağma ile çalışır.
£80,000 için düşünelim.
80 + 10 = 90.
90 / 20 = 4.5.
Yani ayda banka hesabınızda yaklaşık £4,500 göreceksiniz.
Pension oranınız yüksekse düşer. Student loan varsa düşer. Salary sacrifice varsa başka türlü etkilenir. Bonus aldıysanız o ay bordro değişir. Tax code yanlışsa bambaşka bir şey çıkar. Ama yine de biri size “Londra’da £80,000 nasıl?” diye sorduğunda, önce yıllık brütü hızlıca aylık nete çevirmek için pratik bir zemin verir.
Asıl Hesap
Asıl hesap ise biraz daha sıkıcıdır. Önce yıllık brüt maaşı alırsınız. Standart durumda £12,570’luk Personal Allowance’ı düşersiniz. Kalan tutarı gelir vergisi dilimlerine dağıtırsınız. Diyelim brüt maaş £30,000. Bunun £12,570’lik kısmı gelir vergisinden muaftır. Kalan £17,430 yüzde 20’den vergilenir. Bu da yıllık £3,486 gelir vergisi demektir. Sonra National Insurance gelir. £30,000’un yine belli bir eşik üzerindeki kısmı için yüzde 8 civarında bir kesinti olur. Bu da yaklaşık £1,394 eder. Pension yok, student loan yok, tax code normal, her şey tertemiz varsayarsak £30,000 brüt maaştan geriye yıllık yaklaşık £25,000 civarı kalır. Bunu on ikiye böldüğünüzde ayda £2,080-£2,100 civarında bir rakam görürsünüz.
Fakat gerçek hayat bu kadar basit değil. Çünkü çoğu çalışan workplace pension sistemine otomatik olarak dahil edilir. Yani maaşınızdan bir miktar emeklilik katkısı kesilir, işveren de üstüne kendi katkısını koyar. Bu kötü bir şey değildir, hatta uzun vadede gayet önemlidir. Ama ay sonunda hesaba yatan parayı düşürür. Bazı işyerleri bunu salary sacrifice ile yapar, bazıları farklı bir yöntem kullanır. Aynı brüt maaşta bile bordro sonuçları bu yüzden değişebilir.
Bir de student loan meselesi var. İngiltere’de üniversite okumuşsanız ya da belli bir kredi planına dahilseniz, geliriniz belirli eşiğin üzerine çıktığında maaşınızdan otomatik kesinti yapılır. Bu kesinti de net maaş hesabına eklenir. Türkiye’den gelen biri için önemli bir mesele değil ama İngiltere’de okumuş ya da burada eğitim kredisi kullanmış biri için bordronun sıradan kalemlerinden biridir.
Tax code meselesi ise başlı başına ayrı bir UK icadıdır. HMRC size bir tax code verir ve işveren bu koda göre vergi keser. En yaygın kodlardan biri 1257L gibi görünür. Bu kabaca standart Personal Allowance’ınız olduğu anlamına gelir. Ama yeni işe başladıysanız, eski işinizden çıkış evrakı düzgün işlenmediyse, aynı anda iki işte çalışıyorsanız, daha önce fazla ya da eksik vergi ödediyseniz, benefit alıyorsanız, bu kod değişebilir. Emergency tax diye meşhur bir şey vardır mesela. İlk maaşınızda fazla vergi kesilir, sonra sistem düzelince iade gelir. Bazen de gelmez, sizin HMRC hesabına girip düzeltmeniz gerekir. Yani İngiltere’de maaş meselesi biraz da kendi vergi hesabınızı arada bir kontrol etme meselesidir.
PAYE sistemi nedeniyle vergi, çoğu çalışan için maaş yatmadan önce kesilir, Türkiye’deki gibi. Yani yıl sonunda oturup devlete gelir vergisi göndermek zorunda kalmazsınız. İşveren maaşınızı hesaplar, vergiyi ve National Insurance’ı keser, size neti yatırır. Ama PAYE’nin böyle çalışması, her şeyin her zaman doğru çalıştığı anlamına gelmez. Özellikle yıl ortasında işe başladıysanız, iş değiştirdiyseniz, bir süre işsiz kaldıysanız ya da bonus aldıysanız bordronuzda beklemediğiniz rakamlar görebilirsiniz. İngiltere bürokrasisi genellikle sessiz ve soğukkanlıdır; hata yaptığında da aynı sessizlikle hata yapar.
Bu yüzden İngiltere’de maaş konuşurken en sağlıklı alışkanlık şudur: Pazarlığı yıllık brüt üzerinden yapın, hayat hesabını aylık net üzerinden yapın. Bu ikisini birbirine karıştırmayın. İlanlarda gördüğünüz rakamlar, recruiter’ın söylediği rakam, bordroda yazan rakam kontrat işler haricinde, istisnasız olarak yıllık brüttür.
Sonuç
Türkiye’den gelen birinin “ayda elime ne geçer?” sorusunu sorması çok anlaşılır. Çünkü kira aylıktır, market aylıktır, faturalar aylıktır, hayat aylıktır. Ama İngiltere’de sistemin size verdiği ilk cevap yıllıktır. Kısacası biri size “Londra’da şu kadar maaş iyi mi” diye sorduğunda, cevap “ayda kaç veriyorlar?” değildir. Önce yıllık brütü anlayacaksınız. Sonra bunun vergiden sonra neye dönüştüğünü hesaplayacaksınız. Sonra pension’ı, National Insurance’ı, varsa student loan’u düşüneceksiniz. En son da Londra kirasına bakıp hafifçe susacaksınız. Çünkü teknik hesabın bittiği yerde, İngiltere’de yaşamanın asıl hesabı başlıyor.