Türkiye’de beyaz yakalılar için tatile gitmeyen çok yaygın bir formu ülkenin etrafındaki kıyılardan birine gidip beachlerde vakit geçirmektir. Türkiye bu konuda çok şanslı bir coğrafya. Akdeniz’e ve yine Akdeniz’in bir uzantısı olan Ege denizine uzun kıyıları vardır. İstanbul ve Ankara gibi çoğunluğun yaşadığı şehirlerden sadece saatler mertebesinde uzaklıktadır. Pek çok insan, tatilinde buralara gider, denizden, kumdan, güneşten istifade eder. Buraya kadar ilginç bir şey yok. İlginç kısım şimdi başlıyor.
Birleşik Krallık’a göç etmiş olan Türk beyaz yakalısı, gittiği yere adapte olmaktan çok uzaktır. Ama bunu kendisine söylediğin zama anlamaz. Örneğin, Birleşik Krallık’ın etrafında bir yerlerde denize girebileceğini, Türkiye’deki sahillerden alacağı tadı alabileceğini sanıyor. Israrla on anlamsız tecrübeden seçtiği birkaç kazara güzel tecrübeye tutunmayı seçiyor. Brighton, Cornwall, Portsmouth gibi okyanus kenarlarına gidip oradaki sahillere akın ediyorlar. Soğuk ve dalgalı olan okyanus bizim Akdeniz’deki denizde hiçbir alakası olmadığı gibi muhtemelen başka bir yerlerden getirilip oraya dökülmüş kum da zaten o coğrafyaya yakışmıyor. Allah’ın bir damla güneşi esirgediği bu sahil kenarlarında sanki güneş varmış gibi uzanıp güneşlenen, daha doğrusu gölgelenen insanları görünce gülmekten kendimi alamıyorum. Vaktiyle Brighton‘daki sahile gitmiştim, rüzgardan konuşarak anlaşamıyorduk. Kaz yumurtası büyüklüğündeki taşların üstünde ayakkabıyla yürümek bile yeterince zorluydu. Ayrıca o dalgalar, yetişkin bir insanı bile alıp götürecek şiddetteydi. İşin komik tarafı da insanlar sahilde bir sahil tecrübesi yaşamış gibi birbirine anlatıyor. Arada güneşli bir güne tesadüf edenleri tenzih ederek söylüyorum, herkesin üzerinde ittifak ettiği koca bir yalan gibi geliyor bana.
Bir yaz günü Bournemouth’ta çektiğim iki fotoğraf. Deniz – Kum – Bulut


Burası da bir başka popüler turistik destinasyon olan Brighton sahil. Görüldüğü üzere birileri montla oturuyor, öyle bir deniz kenarı yani.

Arkadaşlar, expatlar, ekmeğini Anglosaksonların ata toprağında aramaya gelmiş ofis ırgatları, lütfen şunu anlayın: Türkiye’deki alışkanlıklarınız Türkiye’de kaldı. Denize ya da okyanusa kıyısı olan her yerde, birebir aynı tecrübeyi yaşayamazsınız. Yaşamak zorunda da değilsiniz. Alışkanlıklarınızı bırakmasını, değiştirmesini bilin. Britanya Adası’nı kuşatan okyanusun, Akdeniz ile en ufak bir alakası yoktur. Kaldı ki tuzlu suya kıyısı olan her yer sahil, turistik değildir. Arada güneşli bir güne denk gelmiş olmanız da bu gerçeği değiştirmez, zira yılda bir iki haftadan fazla bunu yakalama şansı yoktur. Turizm anlayışınız var olan şeylere göre yeniden şekillenmelidir. Mesela güzel şehirleri ve kasabaları vardır buranın, katedralleri vardır, Galler tarafında kareler vardır. Gidin oraları kesin. Okyanus size Türkiye’deki tecrübenizi vermeyecek.